OKUMA ALIŞKANLIĞI VE AİLE
Okumak, aklın gelişmesine kendi başına büyük katkı yapan çok düzeyli zihinsel bir süreçtir. Bireysel, zihinsel ve yaratıcı bir süreç olan okuma en etkili ve en eski öğrenme biçimidir.Okuma, çağdaş olmanın ölçütlerinden birisidir. Çağdaş, yaratıcı, yapıcı ve özgür düşünceye sahip, üretken, eleştirel bakan bireylerden oluşan bir toplum olmak ancak okuma bilinci aşılanmış bireylerle mümkündür. Çünkü toplumun gelişmeler ve değişmelere uyum sağlaması, okuma bilincin oluşturulması ile söz konusudur.
Okuma bireyin entelektüel gelişimini sağlamakta; anlama gücünü geliştirmekte; başkalarıyla iletişimini kolaylaştırmakta, eleştirel düşünce yapısına temel oluşturmaktadır. Bundan dolayı okuma alışkanlığı, temel okur-yazarlığın ötesinde bir kavram olarak tanımlanmaktadır.
?Çok yönlü iletişimsel bir etkinlik olan okuma alışkanlığa dayanır. Okuma eyleminin kazanılması, geliştirilmesi ve alışkanlığa dönüştürülmesi zor bir süreçtir. (Özdemir, 1983, s.65-66).? Bu sürecin sağlıklı bir biçimde gerçekleşebilmesi için başta ebeveynler olmak üzere öğretmenler, yazarlar ve kütüphanecilere büyük görevler düşmektedir. Çünkü bireylerin eğitiminde ve alışkanlıklar edinmesinde onlara uygun kitapları seçerek ya da seçme olanağı tanıyarak yardımcı olurlar. Okuma alışkanlığını birey, çocukluk yıllarında kazanmaya baslar. ?Çocuklara okumanın değerini öğretmek, nasıl okuyacaklarını öğretmek kadar gereklidir. Yaşam boyu okuma alışkanlığını kazandırma amacı, yeterli okuma becerisini kazandırma amacı ile eşdeğer olmalıdır. Çocuklara okuma alışkanlığını kazandırmak için, onların okuma becerilerini geliştirmek gerekmektedir (Suna, 2006, s.15).?
Bilim insanları özellikle çocukların okuldaki eğitimine destek olması için evde kütüphanenin olması gerekliliği üzerinde durmuşlardır. Kitaplar bilgi kaynağıdır ve kitapların biriktirilip toplandığı kitaplıklara da kütüphane denir. Çocuklar her ihtiyaç duyduklarında evlerinde ulaşabilecekleri küçük de olsa bir kütüphaneye sahip olmalıdırlar. Hatta bu kütüphane sadece çocuklar için değil tüm aile bireyleri için düzenlenmeli ve başta anne babalar olmak üzere tüm ev halkı bu kütüphaneyi kullanmalıdır.
Prof. Dr. Üstün Dökmen, çocukların ve gençlerin okuma sevgisi ve alışkanlığı kazanmasında anne ve babanın rolünü ?modelden öğrenme? ilkesi çerçevesinde değerlendirmektedir. Yani ?eğer çocukların ve gençlerin yeterli miktarda ve gerekli kalitede okumasını istiyorsak, modelden öğrenmelerini sağlayacak ortamı hazırlamalıyız. Burada çocukların okumayı modelden öğrenebilecekleri ilk ve en önemli ortam da ailedir.? görüşü ön plana çıkmaktadır. Ebeveynlerin ya da aile içinde rol model olabilecek bireylerin, çocukları okumaya özendirici etkinlikler içerisinde olması okuma alışkanlığı kazandırmada etkisi su götürmez bir gerçekliktir.
Çocukların ilk ve en önemli rol modelleri ebeveynlerdir. Eğer anne babalar çocuklarının istenilen düzeyde başarılı bireyler olarak yetişmesini istiyorsa; çocuklarına okuma alışkanlığı kazandırmalıdırlar. Bunu da sadece okul ya da özel eğitim kurumlarında başkalarına sorumluluk yükleyerek kazandıramazlar. Çocukları için taşın altına ellerini koymalıdırlar. Babalar evlerinde daha çok vakit geçirmeli, çocuklarına vakit ayırmalı, anneler ise çocuklarına karşı ilgisini azaltacak faaliyetlerden uzak durmalı ve kitap, dergi, gazete gibi neşriyatı düzenli olarak ve çocuklarıyla birlikte okumalıdırlar.
Aileler çocuklarını seviyorsa ve onlara iyi bir gelecek sağlamak istiyorlarsa başkalarından çok kendileri çocukları için çaba sarf etmelidir. Çaba derken sağlanan maddi imkânlardan bahsetmiyorum. Her aile çocuklarına günümüzde asgari bütün imkânları sağlıyor. Bilgisayar, akıllı telefon, marka giysiler, sınırsız internet, seçilmiş okullar, sınırsız özel ders ya da en azından dershane. Bunların tamamını ya da büyük bölümünü sağlıyor aileler. Tüm imkânlarını seferber edip sağlıyor; ancak çoğu kez sonuç hüsran oluyor. Çünkü madden çok destek verdikleri çocuklarına manen destek olmadıkları için ve çocuklarının onları örnek alacaklarını düşünmedikleri için hüsran kaçınılmaz oluyor. Bundan dolayı aileler çocuklarından istediklerini önce kendileri yapmalıdır. Daha az televizyon izlemeli, daha az bilgisayar ya da akıllı telefonla vakit geçirmeli, evde daha fazla zaman geçirmeli ve bunu yaparken hane halkıyla ortak işler yapmalı. Mesela okumak gibi faydalı eylemlerde bulunmalı. Bu denileni yaparlarsa çocuklarının yavaş yavaş faydalı bazı alışkanlıklar edineceğine kuşkuları olmasın. Bu alışkanlıklar da çocukları hayat yolunda her daim başarılı kılacaktır. Kendini gerçekleştirmiş bireyler yetişecektir. Ailelere de gururla çocuklarını seyretmek kalacaktır.
Aileler hep birlikte okumalı, hep birlikte yaşanılan hayatın kritiğini yapmalı, paylaşmalı? Mesela anne babaların kaçı çocuklarına günlük olarak okulda neler öğrendiğini soruyor? Kaç aile çocuklarının öğrendiği yeni kelimeleri takip ediyor? Kaç anne baba okudukları kitapların verdiği mesajı yani ana fikrini çocuklarıyla paylaşıyor? Kaçı kitabın konusu hakkında çocuklarına bilgi verip çocuklarının okudukları kitapların ana fikri ve konusu hakkında soru soruyor? Bunları yapmadığımız sürece yüzde yüz başarılı bireyler yetiştiremeyeceğiz. Hem çağdaş insanlar olarak kendimizi geliştirmek için hem de çocuklarımıza örnek olmak ve onların gelişimine katkıda bulunmak için bunları yapmalıyız. Bunları yaparsak hem biz hem çocuklarımız hem de toplumumuz kazanır.