Laktoz intoleransı, karında gaz, ishal, kusma gibi belirtilerin olduğu süt allerjisi ile karıştırılmamalıdır. Süt allerjisi, vücudumuzun bağışıklık(savunma) sisteminin, sütteki proteinlere karşı gösterdiği bir reaksiyon olup, bağırsak içi yüzeyinde hasarlar ortaya çıkmaktadır.
Laktoz, sütte bulunan bir kompleks şeker türü olup, glukoz ve galaktoz şekerlerininin bileşiminden meydana gelmiştir. Laktoz şekeri anne sütünde ortalama % 7.1 iken, inek ve koyun sütünde % 4.6, keçi sütünde % 4,0 oranında bulunmaktadır.
Bu şeker, ince bağırsaklarda salgılanan Laktaz enzimi ile glukoz ve galaktoz yapıtaşlarına parçalanarak emilir ve kana geçer. Laktaz enzimi eksik salgılanıyorsa veya yeterli fonksiyon görmüyorsa, sindirilemeyen laktoz bağırsak içinde osmotik dengeyi bozarak, sıvı ve elektrolit birikmesine, sonuçta bağırsakların genişlemesine ve hareketinin artmasına açar. Ayrıca sindirilmeden kalın barsağa gelen laktoz, burada bakteriler ile fermantasyona (mayalanmaya) uğrayarak hidrojen gazı çıkışıyla birlikte şişkinlik, ishal ve kramp tarzında ağrı gibi yakınmalara sebep olur. Bu yakınmalar genellikle süt ve süt ürünlerini ya da laktoz içeren besinleri aldıktan 30-120 dakika sonra ortaya çıkar. Bu belirtilerden başka, zamanla, beslenme bozukluğu(malnutrisyon) ve kilo kaybı gelişebilir.
Bazı hassas kişilerde, laktoz intoleransına bağlı sindirim bozukluğu ve yakınmaları, çok az miktarda süt ve süt ürünü almakla, hatta laktozu katkı maddesi olarak içeren bir besinin yenilmesiyle ortaya çıkabilmektedir. Bağırsakta Laktaz enziminin hiç üretilememesi çok nadir görülen genetik bir durum olmakla birlikte, bebeğin gelişim ve büyümesini engelleyen, erken teşhis edilip, kontrol altında tutulması gereken bir durumdur.
Yenidoğanlarda, anne sütü alımıyla, sulu, köpüklü dışkılama görülmesinden şüphelenmeli, doktora başvurulmalı. 2 yaşından sonra da laktaz enzimi yetersizliğine bağlı gaz, ishal ve karın ağrıları sık görülmektedir. Çöliak gibi bazı hastalıklar ve enfeksiyonlar enzimin değişen derecelerde yetersizliğine neden olabilir. Genetik olmayan, laktoz intoleransı yaşla birlikte artmakta, süt ve süt ürünlerinin sindirimi daha zorlaşmaktadır.
Laktoz intoleransı teşhisi bazı laboratuvar testleri yapılmaktadır. Bununla birlikte, süt ve süt ürünleri, laktoz içeren besinler birkaç gün alınmaz, daha sonra birkaç bardak süt içildiğinde, karın ağrısı başta olmak üzere, şişkinlik, gaz gibi şikayetler tekrar başlıyorsa, laktoza hassasiyeti düşünülerek testlere başlanır.
Süt alımı sonrası rahatsız olan bebeklerde, gaita ve idrarda pH, redüktan madde ve şeker kromotografisi gibi laboratuar testler i de yapılmaktadır.
Çocuklarda ve erişkinlerde laktoz tolerans testi yapılır. Sabah açlık kan şekeri ölçümü sonrası, laktoz içeren sıvı içilir ve 2 saat boyunca birkaç defa kan alınır. Bu kanlarda ölçülen şeker(glukoz)seviyeleri belirli şekillerde yükseliyorsa, vücut laktozu glukoz ve galaktoza parçalayıp kullanabildiği, yani laktoz intoleransının olmadığı teyit edilmiş olur.
Tedavinin şekli, süte hassasiyetin, yakınmaların şiddetine göre ayarlanır. Laktozu alınmış süt, laktozsuz diyet yanında, laktaz enzimi içeren süt , süt ürünleri ve ilaçlar verilir. Laktoz intoleransı olduğu kesinleşirse, beslenmede süt ve tereyağ, margarin, kaymak, krema, çikolata, peynir, yoğurt gibi süt ürünleri, laktoz içeren hazır besinleri bile diyetten çıkarmak gerekebilir. Bazı peynirler, doğal yoğurt, kefir içerdikleri yararlı bakteriler laktozu parçaladığından, intoleransa yol açmazlar veya hafif olduğundan, bazı kişilerde kontrollü bir şekilde kullanılabilirler.
Laktoz hassasiyeti yüksek olan kişiler, çorbalar, soslar, bisküvi, kek, şekerlemeler, ekmek ve diğer işlenmiş tahıl ürünlerinden bile rahatsız olabilirler. Dolayısıyla, alınan gıdaların etiketinde, yalnız süt ve laktoz miktarı değil, yağsız süt tozu, peynir altı suyu gibi süt yan ürünleri olup olmadığına bakmak gerekir.
