Türkçe dersinin başta gelen doğal hedeflerin biri öğrencilere okuma alışkanlığı kazandırmaktır. Bu alışkanlığı kazandırmak çok önemli; fakat zor bir hedeftir. Çünkü okumak öğrenilmesi kolay bir eylemken kazanılması zor olan bir alışkanlıktır. Çocuklara okuma alışkanlığı kazandırmaya çalıştığımız en önemli mekanlardan biri de okul kütüphaneleridir.
Kütüphanenin okuma alışkanlığı üzerindeki etkisini bilen bir Türkçe öğretmeni olarak bu alanda uzun zamandır çeşitli çalışmalar yapıyorum. Bu çalışma konularından biri de öğrencilerin kütüphane ve kitaba bakış açıları. Etkin olarak kullandığımız okul kütüphanemiz bu iş için müsait. Çünkü öğrencilerin büyük çoğunluğunun yolu bir şekilde kitabı sevsin ya da sevmesin gönüllü ya da mecburiyetten dolayı kütüphanemizden geçiyor ve kütüphaneden yararlanıyor(!)
Öğrencilerin kütüphaneye giriş şekilleri, kitabı tutuşları, oturuşları, konuşmaları şekilleri, kütüphaneden çıktıktan sonra bıraktıkları izler bize kitap ve kütüphaneye karşı önemli bilgiler veriyor. Bu konuda ciddi çıkarımlarda bulunabiliyoruz ve maalesef durum hiç iç açıcı değil. Toplum olarak kitap ve kütüphanenin işlevini de kullanımını da bilmiyoruz ya da yanlış değerlendiriyoruz. Asıl problemimiz de bu yani bilgisizlik ve yanlış bakış açısı.
Öncelikle kütüphaneyi tanımlamak istiyorum. ?Kütüphane, elde edilen bilginin toplanması, depolanması ve dağıtılması fonksiyonlarını gören hizmet birimidir.? Toplumsal gereksinimleri karşılamak için kurulan kütüphaneler, her türlü kayıtlı bilgi kaynağını bilgi gereksinimi olan kullanıcıya etkin biçimde sunan kurumdur.? Bu tanımlardan da anlaşılacağı gibi kütüphane hem bireysel hem de toplumsal ihtiyaçların giderilmesi için kurulan kitap (bilgi) depolarıdır. Kütüphanelerin hizmet ömrü sonsuzdur. Başlangıcı olan fakat sonu olmayan bir kurumdur. Kütüphanelerin bu sonsuzluğa giden yolculuğunda kurallar yönetici durumundadır. Kütüphaneler ancak kurallarıyla ayakta kalabilir. Örneğin düzenli bir kütüphanede kitaplar raflara belli bir düzende yerleştirilir. Hepsinin farklı renkte etiketleri vardır. Rafları da ayrıdır. Hiçbir kitap raflarda tesadüfen bulunmaz. Kitapların rastgele alınıp yerleştirilmesi karmaşaya ve düzensizliğe bu da içinden çıkılmaz felakete yol açar. Karmaşa ve düzensizlik kütüphanenin sonudur.
Kütüphaneyi kuralsız olarak kullanım diye bir şey söz konusu değildir. Hele de okul kütüphanelerinde kurallar daha da önemlidir. Öğrenciler kitap okuma sevgisinin büyük bir kısmını okulda ve okul kütüphanesinde kazanır gerçeği de önümüzde duruyor. Öğrenciler okuma sevgisini de kazanırken kurallarıyla kazanmalı. Çocukların kitabı ve okumayı sevmesini bir bahane olarak kullanarak bu mekanların uyulması gereken kuralları çiğnenmemelidir. Eğitim kurumu olarak okullarda öğretmenler kitabı sevdirmeli; ancak kurallarıyla sevdirmelidirler. Okumayı kuralsızca sevecek bir kişi hiçbir zaman bu emeline ulaşamaz. Okumak ciddi bir disiplin işidir.
Kütüphaneyi kirleten, kitapları dağıtan ya da yırtan, ters koyan, yanlış yerleştiren, yere atan öğrenciler ve bunu görmezden gelip hoş gören ?kitabı böyle sevecekler? diyen ebeveyn ya da öğretmenler kitap düşmanıdırlar. Okuma alışkanlığının kazandırılamamasının en büyük nedenidirler. Çünkü sevgi ile şiddet mantık çerçevesinde yan yana yer alamaz. Düşmanlık ederek sevgi kazanılmaz, bu çelişkiyi savunan bireyleri her zaman sorgulamışımdır. Kitaba ve kütüphaneye şiddet uygulayan, yani kitapları yırtan, kirleten, gürültücü bireylerin okuma alışkanlığı kazanmasına inanmak en hafif tabiriyle saflıktır.
Kütüphaneye adeta yağmacı sürüsü gibi giren öğrenci grubunun ?Kitabı sevecekler bırak ne yaparlarsa yapsınlar.? diyen bir kişiden gelecek adına herhangi bir beklentim yok. İnsanların kütüphaneye girip çıkması onların okuma alışkanlığı kazanmış birer kitap sever olduğu anlamına gelmez. Kütüphanede özenli ve düzenli davranan ne için kütüphanede olduğunu bilen bilinçli öğrenciler kütüphaneye bir anlam kazandırır. Diğerleri sadece boşluğu temsilen kütüphanededirler. Ne kütüphane bu kişilere ne de bu kişiler kütüphaneye bir değer kazandıramaz.
Kitap okuma alışkanlığı kazanımı ve doğru kütüphane kullanımı için aileler evde çocuklarına kütüphanede nasıl davranmaları gerektiği konusunda gerekli öğütleri vermelidir. Bu öğütler bir misafirliğe giderken misafirliğe gidilen evde nasıl davranması gerektiği konusunda yapılan uyarılardan daha aşağı olmamalıdır. Öğretmenler de bu konuda bol bol söz açıp çocukları bilinçlendirmelidir. Kütüphane kullanımı oldukça basittir. Bunu çocuklarımıza anlatmak o kadar da zor değildir. İstenirse başarılabilir. Ama önce çocuklara ve kitaplara inanmak gerek. Sonrası çocuklarla kitaplar arasında sarsılmaz bir dostluktur.
Kütüphane eğlence ya da dinlence merkezi değildir. Kütüphane hoşça vakit geçirilecek bir mekandır; ancak bu hoşça vakitten kast boşça vakit geçirmek değildir. Öğrenerek geçirilen hoşça vakittir. Kütüphaneler her zaman saygıyı hak eden mekanlardır. Kullanıcılar ve genç okurlar bu saygıyı azami surette göstermelidirler.
Ez cümle kitap düzen demektir. Düzenli bilgiler deposu demektir. Düzensiz insanların ise kitapla dost olması beklenen gerçekçi bir durum değildir. Kütüphanedeki serbestiyet saygı ve düzen çerçevesinde değerlendirilmelidir. Kitaplar korunmalı, genç okurlar korunmalı, bilgi deposu kütüphaneler korunmalı. Bu üçü korunmazsa hem geleceğimiz hem de kaynaklarımız yok olur gider. Heba olan hayatlar heba olan kaynaklar heba olan emekler koskoca bir ülkeyi heba edebilir.
?Okumak, kurtuluştur!? Selam ve dua ile?