Gençlik yillarimizda komünistlerin BARIS İCIN SAVAS slogani geldi aklıma. Emperyalizmin başka penceresi benim için. Komünizm, faşizm, kapitalizm ve akla gelen izmler. Kapitalis emperyalistler ile determinist komünistler arasında seçime zorlandı dünya, başardılar da. Kimseyw sormadılar ne istediğini, nereyi istediğini. Sözde masalarda anlaşmalar imzaladılar. Dünyanın bir kısmı sevgili köle, bir kısmı mutlu esirler haline getirildi. Gençlik yillarimizda sorgulamaya başladık dünyayı, etrafımızda gördüklerimizi ve toplumu.
HER SEY TURK İCIN TURKE GORE TURK TARAFINDAN olarak adlandirilabilecek bir ÜLKÜ yü kendimize yol edindik. Başladık okumaya, araştırmaya...Mesela Türkiye dışında kocaman bir Türk dünyasının olduğunu o günün ülke yöneticilerinden önce bizler lise çağlarında öğrendik. SSCB ve Amerika arasında seçim yapmaya zorlanan dünya ya başka pencere açmaya calistik. O donem dunya ikiye ayrilmisti. SSCB nin basini cektigi pakta DEMIRPERDE ulkeleri, NATO ve USA nin basini cektigi ulkelere HUR DUNYA diyorduk ama ne Hur dunya HUR, ne de DEMIRPERDE dedikleri ulkelerde LENIN in dedihi gibi " MILLETLER KENDI KADERLERINI TAYIN ETME HAKKI SAHIP OLMALI. fiki dogru degildi. RUSYA BARIS ICIN SAVAS derken, ABD demokrasi diyordu. Fakat girdikleri ulkelerde kan hic durmadan devam ediyordu. Dunya iki kutupluydu. 3. DUNYA kutbu olarak ÇIN geliyordu ve Çin Uygur Turklerinin yasadigi DOGU TURKISTAN da zulum ediyor, soydaslarimizi soykirim yapiyordu. 1990 larin basi ile SSCB dagildi. Koca Sovyeflerden bircok devlet ortaya cikiyor ve Yeni Turk yurtlari da ozgurluklerine kavusuyordu. Ancak bu ozgurluk kolay degildi. Azerbaycan ayrilacak diye tanklarla gencler katledildigini Hur dunya seyretti. Dogu Avrupa ulkeleri bagimsizliklari daha kolay gibiydi ama Rusya kolay cekilecege benzemiyordu. Baltik ulkeleri ve Dogu Avrupa ulkeleri Turk yurtlarina nazaran daha rahatti. Bulgaristan,Romanya, Polonya derken UTQNC DUVARI denilen Almanya yi ikiye bolen duvar yilkildi ve iki Almanya birlesiyordu. Ben bunu ogrencilerime anlatirken birDUNYA SAVASI demistim. Cunku bu kadar buyuk sinirlarin degisimi ancak bir dunya savasi ile mümkündü.
Ancak o kadar kolay degildi. Rusya eski sinirlarina gitme kararindaydi. Once Gurcistan olayi, ardindan Kirim in isgali. Kirim Ruslar icin 1774 de Karadenize acilma adimi olarak nitelendirebilecegimiz KUCUKKAYNARCA antlasmasi ile baslamisti. O donem Osmanli RUS savasi sonucunda imzalanmisti. Malesef simdi Kirim tekrar isgal edildi ve Turkiye sesini bile cikaramadi. 1856 Paris anlasmasi ile bagimsiz olan Kirim tekrar Rus isgalindeydi. Turkiye Kirim a ses cikaramadigi gibi EGE ADALARI konusunda da gerekli itinayi gosteremedigini icimiz burkularak seyrediyoruz.
Dunya savasi demistik. USA Sovyetlerden bosalan otoriteyi NATO ile doldurmaya ve Rusya nin kuzeyde tutulmasina gayret sarfederken UKRAYNA ile problemleri arttirdi. Once Kirim aldi ve yayilma planlari yapti ve nihayet dunyanin gozu onunde ukrayna ya girdi. Amaci Karadeniz deki hakimiyetini saglamlastirma asamasiydi. Bu operasyon hala devam ediyor. Hur dunya dedigimiz ulkeler seyrediyir. Dunya aclik, hastalik ile mucadele ederken simdi de Ruslarin katliamlari ile gundemde. Teknoloji sayesinde savasi adeta naklen seyreder olduk.
Nihayet Rusya burada duracak degil. Suriye de adeta yakin komsumuz olan Rusya ile bazen hasim bazen muttefik gibi gorunsek de ; tehlikenin farkinda olmak zorundayiz. NATO ,Rusya ve Cin ... Dunya da rakip gibi gorunse de menfaatlerin birlesmesinde cok da kolay dost haline donuyorlar. Dogu Akdeniz de hic birinin siniri olmasa bile karistirmaktan bir adim geri durduklarini goremeyiz.
USA veya RUSYA . iki emperyalist guc. Girdikleri yerlere BARIS ve DEMOKRASI getirecekleri iddiaaiyla hareket ederler. USA nin girdi yerlerde demokrasinin geldigini gormek mumkun olmadigi gibi RUSYA nin girdigi yerlerde de BARIŞ dan eser goremedik.
Gelelim Turkiye ye. Yillarimiz Nato nun adeta bizi oncu asker gibi Afganistan dan Kore ye kadar sürdüğünü biraz tarih bilen görür. Kibris ta nasil karsimiza dikildigini, teror orgutlerine nasil silah vererek dusmanligini gosterdigini yakin zamanda gorduk. RUSYA ise malumumuz uzere baris getirdigini iddia eder. Afganistan meydanda. Tarihten gelen iliskimiz meydanda . 18. asrin basindan gunumuze ve ozellikle Kurtulus savasi zamandaki iliskilere bakarsak. 1711. Prut savasi, 1773 Kirim ve 1853 de tekrar Kirim savaslari . Birinci dunya savasi sirasinda Trabzona kadar kuzeyde, Bitlis e kadar Anadolu da isgali unutamayiz. Daha sonra BOLSEVIK IHTILALI ile gucune kavusmasi ve Kars istemesi, Bogazlarin kontrolunu istemesi icimizde bazi komunizm hayranlari tarafindan yalanlansa da tarihi bir gercek.
Nihayet, dunya bu iki kutup arasında neredeyse bir asır geçirdi. Türkiye hür dünya denilen NATO içinde yer almasına rağmen; son yıllarda değişen stratejiler sebebiyle bizzat NATO tarafından sabote edildiğimizi yaşıyoruz.
NATO Kıbrıs olayında da bize ambargo uygulamişti. Bölücü unsurlara yardım ettiği ve Eşref Bitlis vakası hatta faili meçhul cinayetler birer vakiadir.
Sovyetler dağılan kadar ülkemiz komünizm tehdidi altında kaldığı da vakiadir. SSCB dağıldıktan sonra Behice Boran gibi komünistlerin Türkiye deki faaliyetleri için aldığı yardım paraları makbuzları ortalığa saçılmıştiŕ. Yakın olması itibariyle Komuniz tehdidi önemlidir. Gerek Rusya nin bogazlardaki emelleri; gerekse NATO toplantılarında bölünmüş Türkiye haritaların sacilmasi tehlikenin boyutlarını ortaya koymaktadır. Türkiye olarak bizim yapacağımız en önemli şey, iç dinamikleri dönerek kalkınma ve güçlenmesi gerekir. Ancak daha önce kurulmuş fabrikalar, ulaşım ve iletişim kurumları, hatta silah sanayimizin bile yabancıların eline verilmesi en büyük hatalarımızdir. Hatta başlı başına yazı konusudur. Maalesef günümüzde en önemli şey de üretim. Kendi kendine yeten ülke olmamıza rağmen gıda ve hububatta dışa bağımlı hale getirilisimiz başlamasına bir kasittir. Otomatik sanayi, enerji ve üretimde maalesef yaşanan sıkıntıların birer yönetim faciasıdir. Ve Ülke olarak henüz facianın başındayız. Care sadece Türk milletinde olduğunu öğrenmek, anlamak gerek. Ne yazık ki öğrenemedik, anlayamadık ve tedbirini alamadık. Eğitim de kocaman bir fiyasko. Üretimde kocaman bir fiyasko. Tarım da kocaman bir fiyasko. Adalette kocaman bir fiyasko. Eşitlik zaten hiç kalmamış. 2005 den bu yana yapılan bütün sınavların şaibesiz olduğunu söylemek mümkün değildir. Emniyet ve Adalet bir cemaate teslim edilmesini sonucu çok ağır olmustur. Açılım ihaneti binlerce cana malolmustur. Devlet Birliği esas alınması gerekirken Ülkenin en önemli makamlarına federasyon ve özerklik tartışılır duruma gelmiştir. Ordular adeta dağıtılmak istenmiştir. Ve dört tarafımız tehlike çemberi gibi sarilmisken içimizde bunlar yaşanmaktadır.
Turk milleti asıl evlatlarını yemeye devam ediyor. Bütün kaleler düşmüyor, teslim ediliyor. Türk Milliyetçiliği iddiasındaki lider içeride yapılacak seçimlerde bölücü katillerin mektuplarını bakar hale geldiyse gerisini düşünmek bile ürkütüyor.