Mustafa Ali ÖZTÜRK


YÖRÜK BAYRAMI -NEVRUZ-

YÖRÜK BAYRAMI -NEVRUZ-


YÖRÜK BAYRAMI -NEVRUZ-

Nevruz Türk milleti için Bahar ayının açılış merasimidir. Bunun yanı sıra Türk tarihinde kullanılan pek çok takvimin başlangıcıdır -On iki Hayvanlı Takvim ve Celali Takvimi gibi-  ve aynı zamanda Türklerin Ergenekon´dan efsanevi çıkışının da yıl dönümüdür.

"Nevruz Bayramı"  Türk milleti için dini değil milli bir bayramdır. Nevruz Bayramının İslam diniyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Dinin bildirdiği mübarek günlerden biri değildir. Çünkü Nevruz geleneği Türklerde İslamiyet´in doğuşundan çok öncelere dayanır.

Nevruz geleneği ne Sunilikle, ne Alevilikle, ne Bektaşilikle doğrudan bağlantısı olmayan, İslamiyet´ten çok öncelere giden bir gelenektir. Yani İslam´ın ya da ve herhangi bir mezhebinin bayramı değildir. Bu yüzden bir mezhep adına, bir din adına, bir etnik menşe adına bağlı gösterilmesi, istismar edilmesi, bir ayrılık unsuru olarak takdim edilmeye çalışılması yanlıştır. Tarihin ve kültürün bütün gerçeklerine aykırıdır.

Türkler tarafından yüz yıllardır kutlanan Nevruz, bazı kesimlerce, Ortodoks-İslam anlayışı çerçevesinde değerlendirilip  ? Putperest bayramı? olarak lanse ediliyor ve unutturulmaya çalışılıyor. Ama unutulmamalı ki Türk milleti hiç bir dönemde putperest olmamış, putperestliğe karşı mesafesini iyi ayarlamış ve putperestler gibi davranmamıştır. Nevruz da Putperestlerden kültürümüze giren bir gelenek değildir.

Bazı kesimler de ise Türk-Nevruz bayramını İran menşeili Mecusilere dayandırmaya çalışıyor. Türklerin kutladığı Nevruz´un İranlılarla dolayısıyla Mecusilikle (İran´da ortaya çıkan ve ateşe tapanların dini) alakası yoktur. Türkler hiç bir dönemde ne ateşe tapmıştır ne de şeytana. Son zamanlarda Nevruz kutlamaları ve şeytana tapma ayinlerini birlikte gösterip, binlerce yıllık kadim Türk geleneğine çamur atanların amacı Türk kültürünü yozlaştırmak, yok etmek, milli kültür unsurları üzerinde şüphe yaratmak, milli tarih konularında spekülatif yayınlarda bulunarak Türk düşmanlığı yapmaktır. Ayrıca Mecusilikten etkilenip, dini ayin şeklinde Nevruz kutlayanlar ve ritüelleri de bellidir. 

Tarihi bakımdan Hun, Göktür, Uygur, Selçuklu, Osmanlı ve Cumhuriyet dönemlerinde Nevruz, bir örfi bayram olarak kabul edilmiş, çeşitli eğlence ve merasimlerle idrak edilmiştir. Türk milleti tabiatın dirilişini alkışlamak için, yeni yılı kutlamak için, Ergenekon´dan demirden dağı eritip çıkmalarını anmak için, Doğu Türkistan´dan Balkanlara kadar tüm Türk kavimleri ve toplulukları tarafından, MÖ 8. yüzyıldan günümüze kadar her yıl 21 Mart´ta kutlanan bir milli bayramdır Nevruz. Nevruz Türkler için bir neşe ve sevinç kaynağıdır, örfi bir bayramdır. Tapınma ayini değildir. Bunu böyle göstermeye çalışanlar büyük bir vebali yüklenmişler demektir.

Osmanlı devletini örnek aldığını iddia edip Nevruz Bayramı´na hoş bakmayanlar için, Osmanlı dönemi Nevruz kutlamalarına kısaca değinmek istiyorum: Osmanlı İmparatorluğu döneminde, Karakeçili aşireti, II. Abdülhamit dönemine kadar Nevruz Bayramını Söğüt´te, Ertuğrul Gazi´nin türbesinde kutlarmış. Nevruz Osmanlı sarayında da kutlanırmış. O gün, özel hediyeler hazırlanır, şerbetler sunulur, macun karılır, devlet yöneticileri, büyükten en küçüğe kadar bunları birbirlerine takdim ederlermiş. Bu hediyelere ?Nevruziye? adı verilirmiş. Ayrıca bu bayrama Osmanlı döneminde ?Yörük Bayramı? adı verilirmiş. Bu bilgiden de anlaşılacağı gibi Osmanlı Devleti Nevruzu bayram havasında kutluyor. Türk İslam devlerinin buna Osmanlı da dahil Nevruz kutlamaları ile bir sorunu yoktur. Hatta bu devletlerde Nevruz şanına uygun şekilde kutlanmıştır.

Sonuç olarak bu güzelliği kanla kirletmeye çalışanlara, kin ve öfke kusanlara, neşemizi kedere boğmak isteyenlere fırsat vermeden dosluk, barış ve kardeşlik içinde, örf ve adetlerimize uygun bir şekilde kutlamalıyız. Nevruz´u bir neşe ve sevinç kaynağı olarak görerek ve  bayram olarak yaşamalıyız.

Bütün Türk Dünyası´nın Nevruz bayramı kutlu olsun.