Mustafa Ali ÖZTÜRK


DOSTLUK ÜZERİNE

DOSTLUK ÜZERİNE


?Sözlükte ?dost? kavramı ?Sevilen, güvenilen, yakın arkadaş, gönüldaş, düşman karşıtı olan iyi görüşülen kimse´ olarak tanımlanmaktadır. Dostluk oluşturulması ve sürdürülmesi zor bir insanlar arası etkileşim sürecidir. Öncelikle dostluk en az iki kişinin karşılıklı olarak birbirini sevmesinin ürünüdür; ancak sevgi tek başına yeterli değildir dostluğun oluşması için. Bunun yanında sağlam bir güven duygusuna ihtiyaç vardır. Sevgi ve güven duygularını tahsis ettik ancak; duygular, düşünceler, zevkler, hayata bakış açıları yani kısaca gönüller bir değilse dostluk kavramı yine havada kalır. Dostluk birbiriyle iç içe çeşitli etmenlerin birleşimiyle oluşan, insanlar için mutlak gerekli olan gönüllülük esasına dayanan bir iletişim ve paylaşım biçimidir.
Dostlar birçok şeyi dostlukları süresince paylaşırlar. Sevgiyi, saygıyı, bilgiyi, görgüyü vb. birçok şeyi özetle hayatı paylaşırlar. Hayatı paylaşmak gerçekten ciddi bir iştir. Bu yüzden hayatı paylaşacağımız dostlarımızı ince eleyip sık dokumalıyız. Dostlarımızı seçerken bir yapılacaklar listesi çıkarıp önce işe kendimizden başlamalıyız. Bu konuda bir dizi davranış ve düşünüş şekilleri geliştirmeliyiz. Dost edinebilmek için dost olunabilecek bir kişi olmalıyız. Ünlü düşünür Emerson´unun şu sözü sanırım bu düşüncemizi desteklen bir söz: ?Dost kazanmanın tek yolu, dost olabilmektir.?
Dost dediğimiz kişilerin bizi etkileyeceği kadar bizim de dostlarımızı etkileyeceğimiz gün gibi aşikâr. Bu duruma binaen dostlarımızı belirlerken onlar için koyduğumuz ölçütlerden önce kendi ölçütlerimize bakmalıyız. Öncelikle biz iyi bir insan olmalıyız. İyi insan olarak bizler hakka ve hukuka muhalif davranışlarda bulunmayan, dürüst, çalışkan, insanları her daim seven ve sayan, çevresine özellikle ailesine faydalı olan, vatanını, bayrağını ve halkını seven, hayatta yanlış yapmamaya çalışan, kötü alışkanlıkları olmayan kişiler olmalıyız. Kişi önce kendisi bu tanıma uygun davranmalı sonra da dost olacağı kişilerden bunları beklemelidir. Çünkü dostluk çok kişilikli bir eylemdir. Toplumsal bir tavırdır. Dostluğun içinde bireysellik kendine yer bulamaz. Bireysel beklentiler ve hesaplar dostluğu zedeler.
Dostluğun temelinde karşımızdaki kişilerden fayda beklemek yerine karşımızdaki kişilere faydalı olmak düşüncesi olmalıdır. Faydalı olmaya çalışan bir kişi mutlaka bunun karşılığında beklemese de çeşitli faydalar zaten kazanacaktır. Bu konuda ?Dostluğumuzu meydana getiren yalnızca çıkarlardır.? diyen Fransız yazar ve ahlakçı La Rochefoucauld´a katılmıyorum. Bu şekilde bir dostluk dostluk değildir. Dostluk ve çıkar kavramları birbirini yok eden kavramlardır. Çıkar varsa dostluk yoktur.
Dostluk sürükleyici bir paylaşım biçimidir. Dostlar bizi bir yerlere sürüklerler. Dostlar bizi iyiye, doğruya, güzele de götürebilir; kötüye, yanlışa, çirkine de sürükleyebilirler. Özellikle gençler bu durumun ciddi şekilde farkına varmalıdır. Doğru dostlarla hayat akışı içinde zirvelere çıkıp hatta zirveden zirveye koşturabileceğimiz gibi yanlış dostlar yüzünden yerin dibinde çakılıp kalabilir ve insanlık için bataklık olarak nitelenebilecek bir yaşantının içinde saplanıp kala da biliriz.
Dost insanı kendine benzetir. Dost ne yaşarsa sen de onu yaşarsın bir parça. Yaşamazsan, paylaşmazsan zaten dost olamazsın. Dostlar paylaşabildiği sürece dosttur. Bir çıkarsız paylaşım biçimi olan dostluk, gençlerimize özellikle daha iyi anlatılmadır. Çünkü bir kısım -özellikle geleceği çok parlak- gençlerimiz yanlış dostların elinde heder olup gitmekteler. Kötü alışkanlıklara müptela olmalarına neden olan da yanlış davranış biçimlerini benimsemeleri de dostları sayesinde olur. Dostlarından öğrenir, dostlarına öğretir ve dostlarıyla birlikte hareket ederler. Olması gerekenden kaçarlar, kavga ederler, zararlı madde kullanımına alışırlar vb?
Anne-babalar çocuklarının kötü dostların elinde yanlış durumlara düşmelerinin farkına varamadıkları ya da geç farkına vardıkları için madden ve manen eriyip gitmelerini, yanlış seçimler arasında bitip tükenmelerini maalesef engelleyememektedirler. Çoğu ebeveyn bu konuda kendilerini yolun başında uyaranlara da sırtlarını dönmekte ve çocuklarının felaketine pürüzsüz bir yol hazırlamaktadırlar. Çocuklarına temelsiz ve gözü kapalı güvenen ya da kendilerine aksetmediği sürece onların hatalarını görmezden gelen veya onları adeta hatasız bir meleğe benzeten anne-babalar takındıkları bu tavrın semeresini çok kötü şekilde alırlar. Bu davranışlarını semeresi ise bitmiş ya da olması gereken yerde olamayan bir evlat ve pişmanlıklar sarmalında sorumlu arayan anne-babalar dımdızlak ortada kalırlar. Son pişmanlık da asla fayda etmez.
Çocuklarımız geleceğimiz, her şeyimiz. Çocuklarımız yarının büyükleri. Çocuklarımıza her yönden sahip çıkmalıyız. Bu sahip çıkışların en önemli konularından biri ise çocuklarımızın yakın arkadaşlık ilişkileri olmalıdır. Çocuklar arkadaşlarından koparılmamalı ve uzaklaştırılmamalıdır. Yakın arkadaşların yanlış alışkanlıkları varsa düzeltilmeye çalışılmalı, çareler aranmalı, düzeltilemiyor ve yakın arkadaştan umut kesilmişse çocuğa ya da genç arkadaşa bu durum mantık ve saygı çerçevesinde anlatılmalıdır. Kötü davranışlara haiz olan arkadaştan uzaklaştırılmalıdır. İnsanları özellikle çocuk ve gençleri kazanmaya çalışmak çok önemli, bunun için çalışılmalı ancak olmuyorsa da o kişilerden uzaklaşılmalıdır. Bile bile felakete davetiye çıkarılmamalıdır.
Sonuç olarak dostluk çok önemli bir kavram ve ister yetişkin olsun ister genç olsun, ister çocuk olsun hayatın hangi döneminde olursa olsun dostluklar kurulmadan önce sınanmalı, bizleri iyiye, doğruya ve güzele taşıyabilecekse devam ettirilmelidir. Çünkü ?üzüm üzüme baka baka kararır.? Kararırken çürümemek lazım. Dikkatli olmalı bu konuda titiz davranmalıyız. Yazımı dünya barışı için küçük dostluklardan yola çıkıp ulusların dost olabildiği bir dünyada yaşayabilmek temennisiyle bitiriyorum. Selam ve dua ile?