?Oyun; çocukların isteyerek içinde bulunduğu, belli bir konusu, amacı, kuralı olan ya da olmayan, ancak çocuğun zihinsel, duygusal, sosyal, fiziksel kısacası tüm gelişimlerini destekleyen ve gerçek hayatın bir parçası olan ve çocukların haz aldıkları bir süreçtir. Çocuklarla oyun arasında çok özel bir ilişki vardır; çocuklar oynayarak öğrenirler, sosyalleşirler, büyürler ve gelişirler (Akkülah, 2008; Yörükoğlu, 2002; Tekkaya, 2001).?
Çocuklarımızın sağlıklı bireyler olarak yetişmesinde oyunun önemli bir yeri olduğu açıktır. Çocuk için oyun bir ihtiyaç olduğu kadar tartışmasız haktır. Uzmanlara göre oyunların çocuklara sağladığı çok sayıda yararı da vardır: Çocuklar oyun oynarken büyük ve küçük kaslarını geliştirir, el-göz ve diğer organların koordinasyonunu artırır, motor becerilerini geliştirir, çevresini ve toplumu tanır, değişik sosyal rolleri deneme fırsatı bulur ve ileride alacakları rollere hazırlanır; sorumluluk almayı, iş birliği yapmayı ve paylaşmayı öğrenir; empati kurma yeteneğini, takım ruhunu, arkadaşlarını anlama ve tanıma becerilerini geliştirir.
Oyun ve doğal olarak oyun alanları çocuklar için çok önemli kavramlar. Günümüz çocukları hızlı kentleşmenin bir sonucu olarak doğal oyun alanlarını kaybetti. Artık çocuklar şehirler içerisinde yer ve alan özel olarak tasarlanmış oyun alanlarında kısıtlı da olsa oyun ihtiyaçlarını gidermeye çalışmaktalar. Bu oyun alanları, çocukların bir nebze de olsa dış mekânda rahatlayıp, fazla enerjilerini boşalttıkları, sosyal ilişkilerini arttırdıkları, fizyolojik gelişimlerini sağladıkları, inceleme-muhakeme etme yeteneklerini geliştirdikleri özel olarak tasarlanmış açık alanlardır.
Bu sözünü ettiğim alanlarda dikkatimi çeken en önemli hususlardan biri ise kirlilik. Çocuklar oyun alanlarında pisliğin içinde oynamak zorunda kalıyor. Oyun alanlarının her yanı sigara izmariti, yenilmiş nesnelerin atıkları-ambalajları, çekirdek kabukları, içecek kutuları (cam ya da plastik), kâğıt mendil atıkları ve tükürük-balgam vb. insan kaynaklı atıklarla dolu, iğrenç ötesi bir kirlilik...
İnsanlar çocuklar için tasarlanan bu alanları çocukları ile beraber kullanırken sonuçlarını öngörmeden kural tanımaz ve insan sağlığını hiçe sayan bir duyarsızlıkla kullanıyorlar. Çocuklardan daha çok kirletiyorlar. Çocuklar neredeyse hiç kirletmiyor. Bu durumu örnekleriyle açıklayalım:
Oyun alanlarında büyükler sigara içiyorlar. İçilen sigaraların içildiği anda çocuklara verdiği zararın yanı sıra izmaritlerinin rast gele yerlere atılması da çok tehlikeli. Çünkü çocuklar özellikle 1-3 yaş arası çocuklar inceleme-muhakeme etme yeteneklerini geliştirirken ilgilerini çeken her şeye dokunuyorlar ve dahası tatmaya çalışıyorlar. Çocuklar için çok dikkat çekici olan bu izmaritler aynı zamanda sağlığı ciddi oranda tehdit eden mikrop kapsülleridir. İçenin bulaştırdığı mikrobun yanında atıldığı yerde topladığı mikropların küçük çocuklara bulaşması ve verebileceği zararlar sürpriz olmasa gerek.
Yine parklarda yere atılan yenilmiş nesnelerin atıkları-ambalajları, çekirdek kabukları, kâğıt mendil atıkları da en az izmarit kadar tehlikeli nesnelerdir. Oyun alanları çocukların oyun oynaması için tasarlanmış alanlardan çok ailelerin hoşça vakit geçirdikleri çocukları oynarken yiyip-içtikleri mekanlar olarak algılanıyor. Bu yanlış bir algı. Parklarda asgari ölçüde buna dikkat edilmeli ve yenilip içilmemeli. Çöpler yerlere gelişi güzel atılmamalı. Bu şekilde davrananlar uyarılmalıdır. Çünkü izmarit için geçerli tüm yazdıklarım bunlar için de geçerli.
Farklı şehirlerde farklı çocuk oyun alanlarında şahit olduğum bir tehlike ise atık cam şişeler? Bu şişeler çoğu zaman atıldıkları yerde kırılıp parçalanıyor. Çocukların özgürce koşup oynadıkları ve her an düşme tehlikesi yaşadıkları bu alanlarda herhangi bir cam kırığının üstüne düşme olasılığı ve sonucunda ağır yaralanma hatta ölüm riski oldukça yüksektir. Bu duruma acil çare bulunmalıdır.
Yine bir gün oyun alanının bir köşesine yarım olarak bırakılmış plastik bir limonata kutusu küçük bir çocuğun eline geçti, çocuk limonata kutusunu eline aldı ve güneşte kaç gün kaldığı belli olmayan yarım limonata çocuğun üstüne döküldü, ellerine bulaştı. Bir başka çocuk ise plastik bir tabağı eline aldı, -muhtemelen pasta yenilmiş- tabaktaki yemek bulaşıkları eline bulaştı. Bunların oyun alanlarında ne işi var, varsa neden çöp kutularına atılmıyor da içilen ya da yenilen yerde olduğu gibi bırakılıyor (?)
Aileler ve çocuk oyun alanlarını kullanan herkes çok dikkatli olmalıdırlar. Çocukları ummadıkları tehlikelerle karşı karşıya kalabilir. Çocuklarımızı korumak zorundayız. Bu konuda Gazi Mustafa Kemal Atatürk´ün veciz bir sözünü hatırlatmakta fayda var, ?Çocuklar her türlü ihmal ve istismardan korunmalı, onlar her koşulda yetişkinlerden daha özel ele alınmalıdır.?
Ummadığımız tehlikelerle karşılaşmamak için, çocuklarımızın güvenli ve temiz bir ortamda vakit geçirmelerini sağlamak için benim kişisel olarak görüşüm şudur: Çocuk oyun alanlarının kim tarafından işletiliyorsa, kimin sorumluluğundaysa, onlar tarafından kameralarla -her köşesi görüntüleyebilecek şekilde- donatılması ve mutlaka pedagojik eğitim almış ?özel? güvenlik elemanlarının görevlendirilmelidir. Ayrıca sigara içenlerin ve yiyecek getirenlerin oyun alanlarına sokulmaması, çocuklar bu alanları boşalttıktan sonra yani geceleri alakasız kişilerin oyun alanlarında oturup, oraları kullanmalarının engellenmesi gerekmektedir; çünkü kullanırken kirletiyorlar. Ve son olarak kanunlarla, bu alanları kullanma hakkı olan çocukların korunması, gerekli yasal düzenlemelerin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Kanunlarla belli standartların getirilmesi şart. Ayrıca toplum olarak zihniyetimizi değiştirmeli tüm alanlarda olduğu çocuk oyun alanlarına da saygı çerçevesinde ve bilinçli olarak yaklaşmalıyız..