Aşkın NEHİR


Dünya Nereye Gidiyor!.

Dünya Nereye Gidiyor!.


Dünya Nereye Gidiyor!.

Soğuk bir kış günü.

Kuzeyden esen kuvvetli rüzgâr ile soğuk insanın içine işliyor. Yorucu bir günün ardından akşamüstü eve doğru yürüdüm.

Günlerden Salı. Pazar kuruluyor bugün. Şehir, yollar, insanlar, her yer çok kalabalık. Bir koşuşturma, karın doyurma, yaşama tutunma mücadelesi içinde insanlar.

Eskisi gibi gülmüyor insanların yüzü. İnanılmaz bir pahalılık, alım gücünün yetmezliği var. Pazara gelenler mutsuz,  gelemeyenler umutsuz. Her yeni gün bir önceki günü aratır durumda oldu bugün.

Çalışanlar mutsuz. İşverenler yarınlardan umutsuz. Çiftçinin olan ürünü para etmiyor. Bir planlama, gelecek ile ilgili öngörü yapılamıyor. Böyle bir psikoloji içinde insanlar günü kurtarmak ve zor günler için ayırdıklarını harcayarak yaşayabiliyor.

Eve çıkınca Kuzey'i gören mutfağa geçtim. Son yıllarda bu taraflarda blok blok apartmanlar yapıldı. Ama yine de en iç açıcı yer burası. Dağlar, ormanlar, zeytinlikler, bağlar ve ovalar en iyi buradan görünüyor.

Mermer ocakları ile dağlar delik deşik, saçları yolun muş insanlar gibi. Bu durum dağlara, ormanlara, eko sisteme, bu bölgede yaşayan insanlara inanılmaz zararlar veriyor.

Geçen hafta Yalçın beni görmeye geldi. Duyarlı, yetkin insanların bulunduğu "Çevre Platformu" çalışmalarında ilçemizi temsilen görev aldığını söyledi. Bizim yaşadığımız bölge "Gediz Ovası", dünyanın en değerli ovalarından birisi. Bu gerçeği asla göz ardı etmemeliyiz arkadaşım dedi.

Ama yaşam alanımıza verilen zararlar yalnız bunlar ile bitmiyor. Şu an yaşadığımız ilçemizde içinde olmak üzere Manisa'daki birçok ilçede açılan, açılması için ihaleye çıkarılan "JES PROJELERİ" var maalesef. Ayrıca diğer ilçelerde yine birçok maden arama, yol yapım malzemeleri içinde ihaleler açılıyor. Bunlar toprağımız, yer altı sularımız, doğaya ve insanımıza çok büyük zararları verecek.

Bu çalışmaları durdurmak için bir avuç duyarlı, ülkesini seven insanlar ile birlikte inanılmaz bir mücadele veriyoruz. Sende katıl bize, ülkemize, halkımıza yapılan bu kötülüklere birlikte dur diyelim, dedi ve konuşmasını bu sözler ile bitirdi.

Yalçın'ın bu mücadelesi, duyarlılığı ve söyledikleri beni derinden etkiledi. Bu mücadeleyi siz bir avuç insanın katkısı ile nasıl yapabiliyorsunuz? Diye hem arkadaşımı takdir ederek, hem de utanarak ve merak ederek sordum. 

Yalçın arkadaşım, sakin ve mütevazı bir şekilde anlatmaya başladı. Dünyamız vahşi kapitalizmin yalnızca kar hırsı ile sorumsuzca davranmasından dolayı; küresel ısınma sorunu daha kötüye gidiyor. Mevsimler kayıyor. Tarım olumsuz etkileniyor. Halkın alım gücü her gün daha da düşüyor. İnsanlık yakın zamanda sağlıklı beslenme ve suya ulaşmada büyük sorunlar yaşayacak.

O kadar çok araç var ki!..

Emisyon gazı dünyamızı en çok kirletenlerden biri. Fabrikalara, işletmelerde, Sanayide arıtma tesisi ya yok, ya da maliyetli diye çalıştırılmıyor?

Kesilen cezalar yasak savmak için sanki.

İnsanoğlu, gelecek nesiller ve kendisi için ne yazık ki en kötü sonu kendisi hazırlıyor kendisine.

Bizim çocukluğumuzda dereler, nehirler öyle bol ve tertemiz akardı ki bu toprakların ürünleri, bereket ve zenginlik saçıyordu. Meyveler, sebzeler çok doğal, tatları, kokuları bambaşkaydı.

Balık çoktu. Balıkçılık yapan insanlar vardı. İnsanlar toprak, su ve doğa ile barışık yaşardı. Bu kadar ilaç kullanılmazdı. Çok az şeyle mutlu oluyorduk bizler.

Bugün dünya, insanın ve bu düzenin ona ettiği işkence ile hızla yok olmaya doğru gidiyor.

Bugün bu yaşananlar beni çok üzüyor. Biz insan olarak, neden böyle olduk? Nasıl bir sona gidiyoruz? Diye kendimize sorup dürüstçe yanıtlamaktan kaçınırsak; o zaman bu günden sonra çok daha büyük kötülükleri kabulleniyoruz demektir.