Belediye Kadın Basketbol İlk Maçına Çıkıyor

U14 Basketbol Altyapımız Kayıpsız İlerliyor

Dev Adamlarımız Bandırma Kırmızı’yı 70-65 Yendi

BİR ÜST KUŞAĞA TERFİ ETTİLER

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor



Kronik hastalıklarınız varsa ölü gıdalardan uzak durun! 

Kronik hastalıklarınız varsa ölü gıdalardan uzak durun!

SARUHANLI - Duygusal çatışma ve korkuların kronik rahatsızlıkların oluşumunda birincil rol üstlendiğini vurgulayan Anesteziyoloji ve Algoloji Uzmanı Dr. Erhan Özer, sağlıksız beslenmenin ikincil en önemli rolü üstlendiğinin altını çiziyor. Bedensel sistemin dengesini bozan etmenlerin başında ise ölü gıdalarla beslenme sonucu asitlenme ve metabolik atıkların geldiğini ifade eden Özer, aksi taktirde kronik ağrıların ve özellikle de kanserin tetikleyicisi olduğumuzu söylüyor ve ekliyor: “Kronik hastalığınız varsa ölü gıdalardan uzak durun!”

Sadece beslenme şekli ve alışkanlıkların değişmesi ile kronik hastalıkların tedavisinin mümkün olmadığına dikkat çeken Dr. Erhan Özer, “vücudun canlı gıdalarla beslenerek elde ettiği fiziksel doyumunun yanında ruhsal ve zihinsel doyumun da kronik hastalıkların tedavisinde önemli olduğunu belirtiyor. Yeniçağın “Bütüncül Enformatik Tıp” anlayışı ile ağrı ve hastalıkların kaynağının beden, zihin ve ruh bütünlüğünde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dr. Özer,  böylece hastalığa neden olan dezenformasyonları (ters frekans) yok edecek formatta tedaviler uygulanabileceğini ifade ediyor. Bunun için de öncelikle ölü gıdalardan uzak durulmalı. Dr. Özer’in ölü gıdalar olarak tabir ettiği gıdalar; markette satılan paketlenmiş ve besin değeri bulunmayan sadece karın doyuran gıdalar. Tam aksine güneş görmüş, doğadan direkt edindiğimiz, zengin besin değerine sahip gıdalar ile canlı gıdalar olarak adlandırılıyor. Canlı gıda tüketimimizi artırmalı ve bu beslenmeyi yaşam şeklimiz haline getirmeliyiz.  

Ruhsal beslenmeye de dikkat edilmeli! 

Fiziksel bedeni asit ve atıklardan arındırma anlayışı ile sağlıklı beslenmenin sağlanacağına değinen Dr. Özer, ruhumuzun yani duygu ve düşüncelerimizi idare eden ikinci beynimiz bağırsaklarımızın florasına büyük önem vermemiz gerektiğinin altını çiziyor. Bununla birlikte kronikleşme sürecini durdurmak ve iyileşme dönemini (self-regulation) başlatmak için bağırsakları olumsuz etkileyen ve kaynağı bilinçaltı olan dezenformasyonların da mutlaka etkisiz hale getirilmesi gerektiğini belirtiyor. Bu yapmak için fiziksel bedenimizi asitleşmeden koruyan alkali diyette olduğu gibi ruhumuzu ve zihnimizi de alkali eden duygular ve aktivitelerle beslenmeliyiz. Sevgi, sevinç, gülmek, spor, meditasyon ve keyif aldığımız hobiler gibi…. 

Bunlara dikkat!... 

Glisemik indeksi ve doymuş yağ oranı yüksek gıdalardan, rafine şeker, alkol ve sigaradan mutlaka uzak durulması gerektiğine değinen Dr. Erhan Özer, gıda intolerans testiyle saptanan gıdalardan (özellikle laktoz ve gluten ) 2-4 ay uzak durulması gerektiğini söylüyor. Mısır şurubu içeren fruktozlu gıdalardan, rafine tuzdan, suni kimyasal tatlandırıcılardan, boya ve uzun raf ömrü etkisi sağlayan katkı maddelerinden uzak durulması gerektiğini belirtiyor.

Güne başlarken yağ… 

Sabahları vücuda ilk alınan besinin önemli olduğunu belirten Dr. Erhan Özer’in tavsiyesi; güne uyanır uyanmaz 2 su bardağı ılık su ve buna ilave bir bardak içine taze sıkılmış 1 adet limonlu su içerek başlamak. Sonrasında ise 30 dakika hiçbir şey yiyip içmemek. Bu süreçte ağıza alınacak 1 yemek kaşığı ayçiçek yağını 10 dakika süre ile ağızda dolaştırıp tükürdüğümüzde, bağırsak emilimini olumsuz etkileyen, asitlenmenin oluşturduğu sümükümsü salgıdan arınmış oluyoruz. Temel yakıtımızı değiştirerek karbonhidrat (özellikle ekmek) yerine yağlardan elde edilen ketonu kullanmaya da özen göstermeliyiz.

Başta zeytinyağı (tercihen ilk sıkım taş baskı) olmak üzere, hindistancevizi yağı, avokado yağı, çörekotu, susam, sarı kantaron, kabak ve üzüm çekirdeği ile zerdeçal yağ ekstratlarını mutlaka tüketmeliyiz. 

Evde değirmen şart!

Sağlığımız için en önemli gıdaların yüzde 70 alkali değerinde olması gerektiğini hatırlatan Dr. Erhan Özer; “Özellikle sabah kahvaltısında tahıllardan faydalanmak gerekir. Eskiden ananelerimizin evinde bulunan değirmenlerden almakta fayda var. GDO’suz doğal siyez veya karakılçık buğdayı değirmeden geçirilerek taze taze kullanılabilir. Bağırsak florasını düzelterek yüksek oranda vitamin ve mineral almamızı sağlayacak olan doğal buğdayı tahıllı çorba formatında sabah kahvaltısı için kullanabiliriz. İşte sağlıklı beslenmeye örnek iki tarif:

Tahıllı Sabah Kahvaltısı Tarifi: 60 gr. organik buğdayı değirmende çekin ve üzerine 100 ml. Ilık su dökerek 15 dakika bekleyin. Üzerine taze elma rendeleyin, içine az miktarda ceviz, fındık, fıstık veya badem ile 1 yemek kaşığı limon suyu ilave edin.

Tahıllı Çorba Tarifi: Organik buğday ya da karabuğday temin edin. Her sabah 100-150 gr. buğdayı değirmende çektikten sonra ½ suyun içine koyarak 10 dakika bekletin. Bu arada ½ suyun da tencerede kaynamasını bekleyin. Su kaynadıktan sonra beklettiğiniz buğdayı yavaş yavaş karıştırarak içine boşaltın. Kaynayana kadar karıştırın ve soğumaya bırakın. Sıcaklığı yaklaşık 40 dereceye düştüğünde içine 2 yemek kaşığı limon suyu, Himalaya tuzu, karabiber ve maydanoz ilave edin. Bu çorba 1-3 gün boyunca sabah-öğle-akşam doyana kadar tüketilebilir.

Haber Kaynak : Saruhanlı Kardelen Gazetesi