Manisa Futbol Kulübü'nde Yiğit'e dev talipler

Pompalı Tüfekle Eşini Yaralayıp, Sona İntihar Etti

Başkan Bilgin, Personeli ile Bayramlaştı

Büyükşehir Engelli Vatandaşların Yüzünü Güldürmeye Devam Ediyor

Yükleniyor

Yükleniyor

Yükleniyor



AYLİN CESUR: "BAROLARI BÖLMEYİN"

"HALK BENİM, ÜLKE BENİM, SİZ HİÇ BİRŞEYE KARIŞAMAZSINIZ" diyemezsiniz.

SARUHANLI - İYİ Parti Isparta Milletvekili Dr. Aylin Cesur, TBMM'nde söz aldı ve Baroların Bölünmesine karşı çıktı. 

Cesur, Adalet Komisyonu görüşmelerine katılarak görüşlerini açıklamış, günlerce Meclis'te nöbet tutan Baro Başkanlarına da destek vermişti. 

  Konuşmasında sık sık demokrasi ve hukuk devleti vurgusu yapan Milletvekili Cesur; "Demokrasiyi iyi anlamak lazım değerli arkadaşlar, demokrasi; çoğunluğun değil hukukun hâkimiyeti demek aslında eğer -bunun altını çiziyorum- devletin de ulusal egemenliğe dayandığı ve -az evvel önemini vurguladığım- hakkın özünü bu egemenliğin getirdiği devleti yönetenlerin tahrip edemeyeceği bir devlet, bu hukuk devleti işte ve hukuk devletinin devamı da o ülkenin vatandaşlarının hukuk devletine sahip çıkmasıyla oluyor." dedi. 

Sayısal çoğunlukla geçirilecek olan bu yasanın ileride pişman olunarak geri dönüleceğini kaydeden Aylin Cesur, hukuk çok kıymetli ve herkese lazım diye de belirtti. 

Cesur'un konuşmasının tam metni;

Sayın Başkan, Değerli Milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Yeni bin yılda hukukun çağdaş ilkeleri ve demokrasi üzerinde uluslararası düzeyde gittikçe güçlenen bir mutabakat vardır. İnsanlık tarihi boyunca süren ve Aydınlanma Çağı ile Fransız İhtilali'nden sonra ivme kazanan mücadeleler sonucunda bu noktaya ulaşılmıştır. 

İnsanoğlu, insanlığın başlangıcından beri yönetme meselesi üzerine kafa yormuştur. Yönetenler olmuştur, yönetilenler olmuştur, yöneten ile yönetilenler tarihin her devrinde vardır. Önemli olanı, yönetenler ile yönetilenler arasındaki ilişki ve yönetilenlerin birbirleri arasındaki ilişkidir. 2 bin yıllık tarihimize baktığımızda, devlet uygarlıkların olduğu her yerde vardır. Yalnız bu devlet, gücünü kendisinden alır ve gücü kendisinden olunca devletin, yönetilene karşı işleteceği tek unsur da merhamet kalmaktadır. Yani kişi, ne isterse canı onu yapacak, istemezse yapmayacak ve aslında bunun adı da keyfîyet olacaktır.

Sonra mı? Sonrası zulüm, haksızlık. Tarih zulümle anılanlarla doludur; Firavun'dur, Nemrut'tur, Roma İmparatorudur ancak tarih yine Firavun'un zulmüne karşı çıkan Musa'yı, Nemrut'un zulmüne karşı çıkan İbrahim'i yazmıştır ve onun için de "Cenab-ı Allah her Nemrut'a bir İbrahim verir." sözü de söylenegelmiştir. Yani semavi dinlerden başlayarak insanlık, idare eden ile edilenin mücadelesini yaşamış ve tarih de hepsini yazmıştır.

Aslında yöneten ile yönetilenin mücadelesinde, münasebetinde en önemli rol oynayan belgelerden biri Magna Carta. Burada halkın İngiltere Kralına karşı çıkması söz konusu ve halk, kralı istemediğinden değil halk ezilmeye, vergilere karşı çıktığı için...Ve Magna Carta'da halk, krala karşı demiştir ki: "Biz vergi verelim ama sen bu vergileri nereye harcadığını söyle." İşte bu, bütçe hakkını doğurmuştur.

Bugünkü evrensel haklar aslında işte, böyle tek tek milletin sahipliğinde gelmiş ve evrenselleşmiş. Sonuç olarak insanlar özgürlük aramışlar ve daha önemlisi özgürlük yokken dahi adalet aramışlar. İnsanlar can güvenliği aramışlar, insanlar mal güvenliği aramışlar, insanlar ırz güvenliği aramışlar ve insanlar bunların barış içinde olmasını aramışlar. Hepsiyle birlikte de adalet aramışlar. Devlet, bunu sağlayacaktır.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi bir silsile içinde dönüm noktasıdır ve haklar artık evrenseldir, devlet de evrenseldir, olmalıdır. Milletler ise artık yalnız değildir ve evrensellik işte, bunu sağlamaktadır.

Hukuk konuşuyoruz, bir tabir var hukukta, müteselsil kefalet. Burada "Herkes birbirine kefildir" demek bu ve "Halk benim, ülke benim. Siz hiçbir şeye karışamazsınız." diyemezsiniz.

İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi dedik, Evrensel Beyannamenin ilk 29 maddesi var ve 30'uncusu var, 30'uncu da diyor ki: "İlk 29 hakkı tahrip edemezsiniz." 53'ten sonra bir kavram giriyor devlet hayatına "hakkın özü" kavramın adı. Burada, kanunla hürriyetleri tahdit edebilirsiniz ama -iktidar, ne çeşit olursa olsun- "Kısıtlamalar hakkın özüne varamaz." diyor ve yarın, 10 Temmuz Dünya Hukuk Günü; insan haklarını, barışı, huzuru adaletin içinde kalarak sağlayan devlet: Hukuk devleti. İşte, bugün, burada "hukuk devleti" diyorsak ve hukuk zedelenmesin diye kaldırdığınız kollarınızı biz, eğer tutmaya çalışıyorsak, hukuka neşter sallanan bu teklife "Dur!" diyorsak bu sebepten.

Cumhuriyetçi, anayasacılık yaygınlaşmış ve hukukun evrensellik özelliği yerleşmiş, hukuk ister ulusal ister uluslararası olsun beraberce yaşama ve çalışma kurallarını düzenliyor. Anayasal demokrasiyse ulusal hukuk ile uluslararası hukuk arasındaki bağı güçlendiriyor. İşte, insanın insan olarak haklarının evrenselliği de anayasal demokrasiyi ortaya çıkarıyor. Demokrasi, insan hakları, hukukun üstünlüğü bu altın üçgen ve bu zeminde gelişecek dayanışma ruhu; barışın, hürriyetin, kalkınmanın da teminatı olacak.

Demokrasiyi iyi anlamak lazım değerli arkadaşlar, demokrasi; çoğunluğun değil hukukun hâkimiyeti demek aslında eğer -bunun altını çiziyorum- devletin de ulusal egemenliğe dayandığı ve -az evvel önemini vurguladığım- hakkın özünü bu egemenliğin getirdiği devleti yönetenlerin tahrip edemeyeceği bir devlet, bu hukuk devleti işte ve hukuk devletinin devamı da o ülkenin vatandaşlarının hukuk devletine sahip çıkmasıyla oluyor.

Demokrasiyi hak etmek değerli arkadaşlar, bir mücadele istiyor ve biz, cumhuriyetin bekçisi olmayı kendine şeref edinmiş ve bekçisi olmayı her görevin üstünde tutan kadınlı erkekli cumhuriyet nesilleri, bu mücadeleyi işte burada, ondan yapıyoruz ve demokrasiyi araç olarak kullanarak geldiğiniz ve menfaat ortak paydasında kurduğunuz ittifakla zorla sağlanmış sayısal çoğunluğunuzla bugün, barolara düzenleme için getirdiğiniz ve ileride pişman olacağınız bu teklifi reddediyoruz. Bırakın diyorum baroları, sivil toplum örgütlerini, bırakın demokrasi işlesin. Her zaman, her zaman size de lazım olacak bunun altını çiziyorum. Demokrasiyi işletecek olan kamuoyu, kişilerin de toplumların da hayat hakkı, mücadele gücü kadar işte biz o sağlam temelin zerresi olmaya ant içtiğimiz bedenlerimiz ve arkamızda bizi bu temelin toz zerreciği olmaya iten, bizi buraya getiren milletimizle bu gücümüzü kaybetmeyeceğiz.


Haber Kaynak : Saruhanlı Kardelen Gazetesi